🐡 Sura Suresi 19 Ayet Dinle
S7C8t. İçindekiler1 Şura Suresi 19 ayet ne için okunur?2 Şura suresi ne için okunur?3 Sura suresinin anlami nedir?4 Şura suresi kaç sayfa?5 Kaviyyül ne demek?6 Kim Fetih suresini okursa?7 Hucurat suresinin faydaları nelerdir?Şura Suresi 19 ayet ne için okunur?Her kim günde 9 defa Şura Suresinin kerimesi olan aşağıdaki duayı 9 defa okursa,Allah her işinde ona lutufkâr davranır. “ve huvel kavîyyul azîz” “Allâhu latîfun bi ibâdihî yerzuku men yeşâu, ve huvel kavîyyul azîzazîzu.” “Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini suresi ne için okunur?Şura Suresini okuyan kişiler şerri büyük olan kişilerden korunurlar. Bu sureyi okuyan kişi hasmını mağlup edebilir. Ayrıca düşmanın tehlikesinden korunmak için günde 33 kere Şura Suresi suresinin anlami nedir?Mekke döneminde inen sure, adını 38. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Şûrâ, danışma demektir. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri, ayrıca kâinatta Allah'ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün hâlleri konu suresi kaç sayfa?Şûrâ suresi 482. sayfadan başlar ve 488. sayfada biter, 25. cüzde yer almaktadır. Mekke döneminde inmişti ve 53 âyettir. Sûre, adını 38. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden ne demek?El-Kaviyy Anlamı Nedir? El-Kaviyy esması Allah'ın zati sıfatları arasında bulunmaktadır. Bu bağlamda El-Kaviyy, O'nun her şeye gücü yeten olduğunu ifade Fetih suresini okursa?Bir hadiste “ Kim ki Fetih suresini okur ise, o kişi sanki Mekke'nin fethedilmesi sırasında Resûlullah ile birlikte bulunmuş gibidir” şeklinde buyurulmuştur. … Bunalım ve bir sıkıntı içinde olan bir kimse Fetih suresini okur ise Allah keremiyle ve lütfuyla onun üzüntüsünü, sıkıntısını, gam ve kederini suresinin faydaları nelerdir?Bu sure hasta olan bir kişi tarafından bir hafta boyunca günde 7 defa okunup suya üflenir ve bu su hasta kişi tarafından içilirse şifa olmaktadır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed SAV Hucurat Suresini okuyan kişilerin Allah'a ibadet eden kişiler kadar sevap kazanacağını söylemiştir.
❬ Önceki Sonraki ❭ ٱللَّهُ لَطِيفٌۢ بِعِبَادِهِۦ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ ۖ وَهُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ Diyanet Vakfı Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür. Meallere göre Şûra Suresi 19. Ayet Tüm Mealler Şûra 19 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Şûra 19 Diyanet İşleri Başkanlığı Şûra 19 Elmalılı Hamdi Yazır Şûra 19 Ali Fikri Yavuz Şûra 19 Diyanet Vakfi Şûra 19 Elmalılı Hamdi Yazır Sade Şûra 19 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 Şûra 19 Fizilal-il Kuran Şûra 19 Hasan Basri Çantay Şûra 19 İbni Kesir Şûra 19 Ömer Nasuhi Bilmen Şûra 19 Tefhim-ul Kuran Şûra 19 Kuran Yolu Şûra 19
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Ev kesayyibin mine-ssemâ-i fîhi zulumâtun vera’dun veberkun yec’alûne esâbi’ahum fî âżânihim mine-ssavâ’iki hażera-lmevtic vaAllâhu muhîtun bilkâfirîneYahut da gökten boşana boşana yağan yağmura tutulmuşa benzerler; orada karanlıklar var, gök gürlemede, şimşek çakmada. Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Allah'sa inanmayanları çepçevre kaplamış, kavramıştır. Ya da bunlar; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeklerle yüklü, ’gökten şiddetle boşanan bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle’; her an ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkayıp çaresizlik içinde kıvranıverirler. Çünkü Allah kâfirleri çepeçevre kuşatıcı ve Kahredici da onların durumu zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli yağmura tutulmuş, şaşkın kimsenin perişan haline benzer ki, ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Ama Allah hakkı örtbas eden, gündemden kaldıran bu kâfirleri tamamen münâfıklar, karanlıklar içinde, gök gürültüleri çıkararak, şimşekler çaktırarak yağan yağmura tutulanlar gibi, şüphe, nifak ve inkâr karanlıkları içinde, tehditler ve müjdelerle dolu Kur'ân âyetlerini getiren vahiy sağanağı ile karşılaşanlardır. Ölümden çekinerek gök gürlemeleri yüzünden parmaklarıyla kulaklarını tıkayan kimseler gibi, tehdit âyetlerini duymamak için kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri ilmiyle ve kudretiyle her taraftan abluka altına Kur’ân-ı Kerim, 9/56-57; 57/13-15; 63/4; Hak Dini Kur’an Dili 1/211-229; et-Tefsîru’l-Kebîr, 2/77-81; el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 1/215-221.... Devamı..Yahut bunlar karanlıklarla, gök gürültüsü ve şimşeklerle gelen şiddetli bir yağmura tutulmuş gibidirler. Ölümden sakınmak için yıldırımlara karşı parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre Cerir`in Abdullah bin Abbas r. a.`a, Murre r. a.`ye, Abdullah bin Mes`ud r. a.`a ve daha başka sahabilere dayanan bir rivayetle bildirdi... Devamı..Ya da bunlar karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeklerle yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş kimseler gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre onların hâli, gökten boşanan yağmura tutulmuşların hâli gibidir ki, o gökte bulutlarda yoğun karanlıklar var, bir gök gürültüsü, bir şimşek var. Yıldırımlardan ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah ilim ve kudreti ile kâfirleri kuşatandır. Cenâb'ı Hak, Kur'an-ı Kerim karşısında bulunan kâfir ve münafıkların hâlini beyan etmek üzere, ikinci bir temsil yapmıştır. Böylece âyeti kerimede münâfıkların hâli, karanlık bir gecede gök gürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuşların hâline benzetilmiştir. Şöyle ki Yağmur, canlıların hayatına sebep olduğu gibi, Kur'an-ı Kerim de kalblerin hayatına sebeptir. Kur'an-ı Kerimde küfrün anılışı yoğun karanlıklar gibidir. Kur'an-ı Kerimde kâfirleri azâb ve cehennem ile korkutmalar, gök gürültüsü gibidir. Kur'an-ı Kerim'in apaçık hidâyet delilleri ile cenneti anış da şimşek ve yıldırımlar gibidir. İşte, öyle bir şiddetli gecede yağmura tutulmuş olanların hâli, yâni gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımlar karşısında olanların takındıkları tavır gibi, münafıklar da küfür anılışını, cehennem ve cennet zikrini, kendilerini hakka meylettirmesin diye işitmemek için, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Onlarca bâtıl inançlarından hakka dönmek ölümdür. Halbuki Cenâb'ı Allah onları kudreti ile çevrelemiştir. Dışarı çıkıp kurtulamazlar.Veya onların örneği; gökten inen bir yağmur gibi ki, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Ölüm korkusuyla yıldırımlardan dolayı, parmaklarıyla kulaklarını kapatıyorlar. Şüphesiz Allah kâfirleri kuşatmıştır. Onlar O’ndan kurtulamazlar.Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre da bunlar, yıldırımlı, gürültülü, yağışlı bir gecede, gökten boşalan sağanağa tutulmuşa benzerler, şimşeklerle çarpılarak, ölmekten çekinerek, parmaklariyle kulakların tıkarlar, kâfirleri Allah her yandan sararYahut onların durumu; gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşalan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Onlar ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar; oysa Allah, inkârcıları çepeçevre o adamlara benzerler ki semâvâtda gök gürlediği ve şimşekler çakdığı zamân ölüm korkusundan parmakları ile kulaklarını tıkarlar fakat Allâh kâfirleri her tarafdan ihâta kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer. Allah inkar edenleri onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre onların durumu, gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre da, karanlık, gökgürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. ALLAH inkarcıları böyle onların durumu, gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşekler bulunan bir yağmura tutulmuşun hali gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen semadan boşanan bir yağmur hali gibidir ki onda karanlıklar var, bir gürleme, bir şimşek var, yıldırımlardan ölüm korkusiyle parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar, ve Allah kâfirleri kuşatmıştırYa da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri, her yönden kuşatmıştır. Yahud onların haali gökden bulutdan boşanan yağmur a tutulmuşun haali gibidir ki onda o yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek çakışı vardır. Ölüm korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepçevre onların misâli gökten boşanan, ve kendisinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan bir yağmura tutulan kimselerin hâli gibidir. Yıldırımlardan dolayı, ölümkorkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri ilim ve kudretiyleçepeçevre onların durumu, içinde karanlık, gök gürültüsü ve şimşeklerin olduğu gökteki sağanak yağmura benzer. Yıldırımların sebep olacağı ölüm korkusundan, parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Hâlbuki Allah gerçeği kabul etmeyenleri çepe çevre durumu o kimselerin durumuna da benzer ki kapkaranlık, durmadan gürliyen, şimşekler çakan bir gökten boşanan bir yağmura tutulmuşlardır, yıldırım çarpmasıyla ölmekten korkup parmaklarıyla kulaklarını tıkamışlardır. Allah tanımazları her yandan zifiri karanlıklar içinde şimşek çıkararak, gök gürleyerek gökten boşanan bir yağmura tutulup, yıldırımların dehşetinden, ölüm korkusuyle parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseler gibidir. Allah kâfirleri ilmiyle kuşatır. [³][3] Yâni onların hallerini bilir, yahut onları toplar, onlara cezalarını verir. Allah'tan kurtuluş onların durumu, tıpkı zifiri karanlıklar içinde gök gürlemesi ve şimşekler eşliğinde gökten boşanan sağanak bir yağmura tutulmuş, yıldırımların yol açtığı ölüm korkusuyla da parmaklarını kulaklarına tıkayan kimselerin durumu gibidir. Allah inkâr edenleri ¹¹ çepeçevre kuşatmıştır [Muhît].11 Kâfir Arapçada “kefere” fiilinden gelir. “Örten, örtülü olduğu için göremeyen” demektir. Kur’an her konuda kavramları çok teknik kullanır. Her kav... Devamı..Yahut münafıkların durumu, gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmur yüklü bulut gibidir. Onlar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri çepeçevre ihata onlar; göklerin gürlediği, şimşeklerin çaktığı zifiri karanlık bir gecede; gökten boşanan şiddetli yağmura tutulmuş kimselere benzerler Ölüm korkusunun verdiği dehşetle, yıldırımlara karşı güya korunabilmek için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa ne yaparlarsa nâfile, çünkü Allah, inkârcıları çepeçevre sarıp kuşatmıştır. Yahut içinde karanlıklar, gökgürlemesi ve şimşek bulunan Gök’ten “boşalan yağmur” gibidir. Ölüm kaygısıyla, Yıldırımlar’dan parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah, Kâfirler’i çepeçevre durumu bir de, karanlıklar içinde sağanak yağmura tutulup da yıldırımlar, şimşekler ve gök gürültüleri arasında can havli ile ellerini kulaklarına tıkayarak -zaten Allah, inkarcıların hep dibindedir. -Yahut onların durumu yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşeklerle yıldırımlarla sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Sonlarının geldiğini düşünürler. Ha öldük ha öleceğiz derler. Ölüm korkusuyla ne yapacaklarını bilmezler. Yıldırımların sesini duymamak için kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah gerçeklerin üzerini örten inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır. Onların kaçacak hiçbir yeri yoktur. Veya onların durumu gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan sağanağa tutulmuş kişilerin durumu gibidir. Onlar münafıklar, yıldırımlardan kaynaklanan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre da bunların durumu; zifirî karanlık, gök gürültülü ve şimşekli bir gökyüzünün her tarafından yağan şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş, gök gürültüsünü duyunca da¹ ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına sokan² kimselerin durumu gibidir. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre Aslında gök gürültüsünü duyup da şimşeği gördükten sonra, gök gürültüsünden korkmanın ve kulak tıkamanın bir faydası yoktur. Zâten şimşek çakınca ol... Devamı..Ya da [onların durumu,] gökten zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli bir sağanağa benzer Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri [kudreti ile] onların durumu gökten boşanan bir yağmura benzer. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz ki Allah bu kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. 2/171, 6/39, 24/40Ya da durumları şu örneğe benzer Gökten inen bir sağanak düşünün, onunla birlikte karanlıklar, gök gürlemesi, şimşek...[³⁶] Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar.[³⁷] Elbette Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.[36] Zımnen Hakikate sırt dönmenin mazereti yoktur, küfrün bahanesi geçersizdir. Zira sağır olsanız dahi gök gürültüsünü duyar, kör olsanız dahi şimş... Devamı..Yahut onların meseli gökten şiddetle boşanan bir yağmur gibidir ki onda karanlıklar vardır, dehşetli bir gök gürültüsü, bir şimşek vardır. Ölüm korkusundan dolayı yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Teâlâ ise kâfirleri onların durumu gökten sağanak halinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır. [63, 4; 9, 56-57; 57, 13-15]Ya da onlar, gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek ler bulunan bir yağmura tutulmuş gibidirler. Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen zifîrî karanlıkda gök gürüldileri ve şimşekler ile dolu şiddetli yağmura tutulan kimsenin misli gibidir ki yıldırımla ölmekden korkarak gürüldileri işitmemek içün parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Allâh Te'âlânın 'ilim ve kudreti kâfirleri ihâta itmişdir. Her hallerini bilir, haklarında dilediğini yaparKaranlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kâfirleri [1] çevreleyen her şeyi bilen [2] Allah’tır[1] Âyetleri görmezlikten gelenleri. [2] Allah, yaptığı şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu kişinin içine ilham eder Şems 91/8Yahut, onlar gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre gökten boşanan karanlık, gökgürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuş kimse gibidirler. Ölüm korkusuyla, yıldırımdan kulaklarını tıkarlar. Allah ise kâfirleri çepeçevre gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var. Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît'tir, küfre sapanları çepeçevre daħı üstine yaġmur yaġan gibidür gökden; anuñ içindedür ķarañulıķlar içindedür. daħı gök gürlemek daħı ıldırım ıldıramaķ. ķılurlar barmaķlarını ķulaķları içine odlardan ötürü kim bulıtdan düşer ölüm śaķınmaġından. daħı Tañrı ķaplamışdur onlarıñ miẟāli şöyledir ki gökden yaġmur yaġarken gök gürler ve yıldırımẓāhir olur. Yıldırımdan ölmek ve helāk olmaḳ ḳorḳusı‐y‐la işitmemek içün par‐maḳlarını ḳulaḳlarına ḳaparlar. Allāhu Taālā onlarıñ iç ve ṭışlarını bilir. Vaḳti gelin‐ce müsteḥaḳ olduḳları belā ve aẕāba uġrarlar. Onlarıñ gözleriniñ nūrını o münafiqlər qaranlıqlarda göy gurultusu və şimşəklə səmadan şiddətlə yağan yağışa düşmüş kimsələrə bənzərlər ki, ildırımın səsindən ölmək qorxusu ilə barmaqlarını qulaqlarına tıxayarlar. Halbuki Allah kafirləri Öz elmi, qüdrəti ilə ehtiva edəndir Onun əlindən əsla qaçıb qurtara bilməzlər.Or like a rainstorm from the sky, wherein is darkness, thunder and the flash of lightning. They thrust their fingers in their ears by reason of the thunder-claps, for fear of dead Allah encompasseth the disbelievers in His guidance.Or another similitude39 is that of a rain-laden cloud from the sky In it are zones of darkness, and thunder and lightning They press their fingers in their ears to keep out the stunning thunder-clap, the while they are in terror of death. But Allah is ever round the rejecters of Faith!39 A wonderfully graphic and powerful simile applying to those who reject Faith. In their self-sufficiency they are undisturbed normally. But what ha... Devamı..
sura suresi 19 ayet dinle