🎃 Gul Kokusu Kalir Sana Dokunanin Elinde Indir
Gül Verenin Elinde Gül Kokusu Kalır. 31 Ağustos 2012 Cuma, 21:42. 678 izlenme. 0. 0 > Sitene Ekle + Videoyu Paylaş Videoyu İndir Yorum Ekle
BEDRİ- Merak etme demezler zaten. Bundan sonra sana dense dense en fazla Keltoş Kenan denebilir. Hehehehe!.. Bedri cebinden bir puro çıkarır ve keyifle yakarken, tekrar Hababamcılar’ı görürüz Kenan ağlamaya başlamıştır Ercüment de ağlamaklı bir ifadeyle Kenan’a ERCÜMENT - Ağlama lan.
Elindebir neşter parıldadı. Bir dekor sandığını çekti, açtı, asılı vücudun altına itti, bir sandalye kapıp üstüne çıktı, ve Roy'un boynunun üstündeki ipi kesti. Tok bir ses çıktı Roy sandığa çarptığında. Yine bir inilti koyuverdim. Bu sefer duyup geleceğinden emindim, elinde soğuk, çelik bir tebessüm.
Bahçededeðil de sanki kalbinde büyütüyordu tomurcuklarý. Gül mevsiminde baðcý kendisini kaybederdi adeta. Bu yýl yeni bir gülün aþýsýný yapmýþtý. Açýlmasýný sabýrsýzlýkla bekliyordu. Onu veren bahçývan, "Bu gül, güllerin sultanýdýr. Rengi, kokusu çok farklýdýr. Diðer güllere benzemez." demiþti.
SavrulupDururken Hayat. Ahmet Telli. Kekremsi bir hayat dilimindeyiz. Bakır tadında geçiyor günler. Tutmuş yolları bir sürü harami. Geleni geçeni sigaya çekmekte. Şüphesiz onlar ölüm getiricilerdir. Ve sevincin düşmanı olarak bilinirler. ..
“20 Ocak 1955 Bir elinde bavul, ötekinde baston. Bavulunda acıları, korkuları, ümitsizlikleri, bavulunda mazisi. Ve tek desteği Mahmutpaşa’dan iki buçuk lira mukabilinde alman baston. Bir adam, bir vapurun ambar merdivenlerinden inmektedir. ‘Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan’, gemi meçhule değil, belde-i nura gidiyor.
2014 (64) Şubat (10) Ocak (54) 2009 (103) Nisan (103) cep telefonu müzikleri (30 adet) Hüsnü Şenlendirici - Hüsn-ü Klarnet
gifCC. Ana Sayfa Selahaddin Yıldırım Gül veren elde gül kokusu kalır Li-Li, gelin olup Çin geleneklerine uygun biçimde kaynanasının evine taşınmıştı… Ancak kısa bir süre sonra, kaynanasıyla arasında geçimsizlik baş gösterdi. &Cce
Gülben ERGEN - Fotoğraflar Emre YUNUSOĞLUOluşturulma Tarihi Haziran 13, 2017 1628Tarihler boyu aşkın en güzel sembolü gülün memleketindeyim. Hayatımda bu kadar çok ve bu kadar güzel kokan gülleri bir arada hiç görmedim. Gülü toplayan da işleyen de güle benziyor. Isparta'ya, gülcülükle uğraşan Gülşah Hanım’ı dinlemeye gittim. Onlarca kimyasalın birleşiminden meydana gelen kozmetik ürünlerin içeriklerine inat bir doğa harikası olan gülsuyunun tüm yapım aşamalarını izledim. Isparta’nın gülleri meğer dünyanın nerelerine ulaşıyormuş...* Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz?- Kezban Arslan Çocukluğumuzdan beri gül topluyoruz. Benim 30 seneden fazla Merve Öcal Ben de çocukken annemle babamın yanında bahçeye gide gele öğrendim. Son 3-4 yıldır kendi bahçemizin gülünü ablamla birlikte topluyoruz.* Hasat zamanı kaçta kalkıp bahçeye geliyorsunuz?- Kezban Arslan Ben her gün kalkıyorum. Çocuklar uyuyor oluyor. Babaanneyi çağırıyoruz. O eve gelince biz bahçeye gidiyoruz. Sabah genelde bahçede oluruz. Bazen 4 saat bazen 5 saat sürer. - Emine Yılmaztürk Bahçeye erken gelmek gerekiyor. O yüzden hepimiz erken kalkıyoruz. Eğer yağmur varsa öğleden sonraya da kaldığımız oluyor. Hava durumuna göre saatlerimiz SABAHLARI KITIR KITIR OLUR* Bu işin en zor ve zevkli yanı neresidir?- Emine Demircan Sabah erken toplaması çok güzel olur. Kıtır kıtır koparırsınız. Güneş çıktığı zaman kendini salmaya başlar. - Merve Öcal En zor yanı bence arılar ve dikenler. Ellerimiz ve kollarımız çok çiziliyor. Bir de arı çok geliyor. Bazen günde iki sefer elimizi soktukları olur. * Hepinizin cildi parlıyor. Gülsuyundan mı?- Kezban Arslan Tabii ki. Ama sadece saf ve doğalını kullanırız. - Neşe Çelik Gülsuyu cildimize çok iyi geliyor. Gülün faydasını say say bitmez.* Evli olanlarınızın eşleri yardıma geliyor mu?- Emine Yılmaztürk İşi yoksa yardım gelir. Tarlada başka ürünle ilgilenmesi gerekiyorsa oraya Kezban Arslan Benim eşim bazen yardıma geliyor. Zaten bu bahçede çalışan hepimiz akrabayız. Genelde akrabalar birleşir öyle OLMASA NE YAPACAKTIK?* Gülü seven dikenine katlanır derler doğru mu?- Kezban Arslan Bence doğru. Mesela sabah çok erken kalmak zorundayız ama parasını alınca da sıkıntılarımız geçiyor. Her işin kendi zorluğu var. Gül toplamak da öyle. Bir ay çalışıyoruz sadece. Bu aslında bizim için iyi çünkü bu aylarda elimizde iş olmuyor. Gül olmasa ne yapacaktık?* Diğer 11 ay ne iş yapıyorsunuz?- Merve Öcal Elma ve kiraz toplamaya Kezban Arslan Hayvancılık yapan da var tarlayla uğraşan da. Bizim köyde iş hiç bitmez. Biri biter diğeri başlar. * Bahçeler ve tarlalar kendinize mi ait?- Kezban Arslan Evet. Herkesin tarlası ve gül bahçesi var. * Gül hasadından ne kadar kazanıyorsunuz?- Kezban Arslan Geçen sene üç kişi çalıştık. Toplamda 11 bin lira kazandık. Üçe Merve Öcal Biz de ailece 11 bin liraya yakın KİŞİ 1 TON 375 KİLO TOPLADIK * Kilo ile mi satıyorsunuz?- Kezban Arslan Evet. Geçen sene kilosunu 8 liraya verdik. Fiyatı her sene kooperatif belirliyor. Biz geçen sene 1 ton 375 kilo gül topladık. 1 saatte 5-6 kilo toplayabiliyoruz. Elimiz alıştığı için çok kolay SENEDİR HASAT ÇOK BEREKETLİ* Yağmur çok olduğunda panikler misiniz?- Emine Yılmaztürk Bahar aylarında hava çok soğuk olunca don vuruyor. Gül olmuyor. İşte o zaman panikleriz. İki sene önce çok don olmuştu. Çok az gül çıktı. Çoğu insan doğru düzgün para kazanamadı. Ama geçen yıl ve bu yıl çok bereketli.* Gül kokusu uzun süre elinizde kalıyor değil mi?- Kezban Arslan Gül topladıkça içindeki yağı eline bulaşır. Biraz yapışkan bir şeydir. Elden kolay kolay çıkmaz. Yıkasan da elin gül kokmaya devam eder. Kına gibidir. Çocuklarım eve gelince elimi koklamak isterler. * Evde kendiniz gülden neler yaparsınız?- Kezban Arslan Bazen suyunu yaparız. Mutlaka her sene reçelini yaparız. Bizim yaptığımız gül reçeli marketlerde satılanlara benzemez. Gülün yapraklarını ayırırsın. Sonra tuz ve şekerle ovarsın. Bir sene kavanozda bekletirsin ki mayalansın. Sonra kavanozdan onu çıkarırsın. Şekerli su kaynatırsın. Koyulaşınca o yaptığın mayadan azıcık atarsın. O hemen çoğalır ve reçel olur. Kurutunca da oda çok güzel kokar. GÜLSHA MARKASININ KURUCUSU GÜLŞAH GÜRKANFABRİKA SADECE 1 AY ÇALIŞIYOR* Gülşah Hanım kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz?- Aile şirketi olarak 1965 yılından beri bu işi yapıyoruz. Isparta’nın en eski gülcülerindeniz.* Baba mesleği diyebiliriz o halde...- Evet, baba hatta dede mesleği.* Hollanda ve Ekvador gibi ülkelerden gül ithal ediyoruz. Bu gücünüze gidiyor mu?- Aslında ithal edilen güller vazo gülü dediğimiz tamamen estetik amaçlı kullanılanlar. Göz görseli. O yüzden ithal edilmelerine karşı değilim. Zaten vazo gülü benim alanımın dışına giriyor. Bizim kullandığımız gül, sanayide kullanılan, dünyada Türkiye’de, Bulgaristan’da, Fas’ta ve biraz da İran’da yetişiyor. Endüstriyel olarak kullanılan 3 gül türü var. Alba, gallica ve damascena. Ama esansiyel yağını verdiği için parfümünden dolayı roza damascena en değerli olanı. * Isparta’da yetişen de o mu?- Evet burada yetişen de o. Sadece 1 ay oluyor. Buradaki fabrika sadece 1 ay çalışıyor. Geri kalan 11 ay çalışmıyor.* Bir ay boyunca her gün mü toplanıyor?- Mayıs ortası başlar haziran ortası biter. Bu sene yağmurlardan dolayı geç başladı. Bir ay boyunca her sabah çalılar ayrı ayrı tomurcuklardan gül açıyor. Toplanan gülleri, ilk 6 saat içinde uçucu yağlarını kaybetmeden bitmiş ürün haline getirmek zorundayız. Gül toplamaya sabah başlanır. Üstlerine daha güneş ışığı vurup değeri olan uçucu yağlar azalmadan toplamaya başlanır. En makbul yağ, üzerinde çiğ olan gülün yağıdır. Toplanan güller toplanma alanımıza getiriliyor. Isparta’da gül bahçeleri biraz dağınık yerde olduğu için toplanma alanlarımız var. Çiftçilerin çoğu kendi bahçelerinden topladıkları gülleri eşekleriyle, motosikletleriyle ya da bazen sırtlarında getiriyor. DÜNYADAKİ TÜKETİMİN YÜZDE 60’I ISPARTA’DAN KARŞILANIYOR* Türkiye’nin gül üretiminde dünya pazarındaki yeri nasıl?- Gülşah Gürkan Dünyadaki tüketimin yüzde 60’ı Isparta’dan çıkıyor. Burada Gülbirlik bir kooperatif var. Fransızlar Isparta’da fabrika kurdular. Hepsi de dünyanın büyük markaları. Fakat fabrikayı ilk açtıklarında Isparta’dan gül alamıyorlar. Çünkü çiftçi güvenip gül vermemiş. Dedem Mustafa Gürkan ileri gelenlerden biri olduğu için dedemden yardım istemişler. Dedemin adil fiyat vereceğine herkes güvendiği fiyatı dedem belirlermiş. * Piyasada satılan sahte ürünler de var mı? Tüketiciler nasıl ayırt edecek?- Maalesef gül çok pahalı bir ham madde olduğu için gerçek gül yağı olduğu kadar içine sentetik moleküller katılarak üretilmiş gülyağları var. Bunları ayırt etmek de zor. Piyasada 5 liraya satılan çok sayıda gül yağı var. Bazıları açıkça güllü su yazıyor. Demek ki bu gıda aromalı su. Gül suyu cam şişede olmalı. Plastik şişeleri doğru bulmuyorum.* Tohumundan alsam başka bir yerde eksem yetiştiremez miyim?- Tohum değil kazık sistemiyle büyüyen bir çiçek. Burdur’da birazcık çıkıyor. Biraz daha uzağa gittiğinde yetişmiyor. Bu hem toprak hem de iklimle ilgili. Uzak yerlerde ekenler oldu. Çıktı da ama kokusu yok. Ekseniz belki çıkar ama kokusu olur mu bilmiyorum. Kumlu toprak ve suyu çok seven bir bitki. Fransa’da Grasse’de de çok yetişiyor. Isparta’nın iklimi gibi Grasse iYi EZBERLEMEK iÇiN GUL KOKLARMIS* Getirilen güller sonrasında nasıl işlemlerden geçiriliyor?- Biriken gülleri alıp fabrikaya getiriyoruz. Isınmalarına izin vermeden gül yağı, gül konkreti, gül absolütü gibi farklı ham maddeler var, distilasyon ya da ekstraksiyon bölümlerine alıp işliyoruz. Bunları ham madde olarak Fransa’daki büyük parfüm ve kozmetik üreticilerine ihraç ediyoruz. * Peki, kendi markanızın ürünlerini de yurtdışına mı ihraç ediyorsunuz?- Gülsha marka ürünlerimizi en çok Uzakdoğu’ya, Amerika’ya ihraç ediyoruz. Türkiye’de de birçok satış noktamız var.* Çiftçiler genellikle tek mi yoksa aileleriyle mi çalışıyor?- Genelde aileler birlikte yapıyor bu işi. Bütün akrabalar bu mevsimde bir araya gelip öyle gül topluyorlar. * Çiftçi kazandığından mutlu oluyor mu?- Son 6-7 senedir fiyatlar yukarı doğru çıktı. O yüzden çiftçi çok mutlu. Gül fiyatları memnun ediyor. O yüzden yeni yeni bahçeler de ekilmeye başlandı.* Gül yağı, suyu ve parfümünü biliyoruz. Kaç farklı şekilde kullanılıyor?- Konkret denilen bir ham madde var. Balmumu kıvamında. Ekstraksiyonla oluşturuluyor. O ve ondan meydana gelen absolüt parfümlerde kullanılıyor. Çünkü ikisi de alkolde çözülüyor. En çok bu ikisi kullanılıyor. Bir de bizim de kendi ürünlerimizde kullanılan kuru gül var. Gülümüzün her şeyinden yararlanıyoruz. Posasından da gübre yapıyoruz. Yeni ekimlerde kullanılıyor. Tamamen çevre dostu bir üretim anlayışımız var. Bu değerli gülün hiçbir şeyini zayi etmiyoruz. * Tarihler öncesinde de gülsuyu, gül yağı var değil mi?- Gül, çiçek olarak çok eski zamanlara dayanıyor. Gülsuyunun ilk İbn-i Sina zamanında 10. ve 11. yüzyıllarda çıktığı söyleniyor. Gül yağının ondan sonra çıktığı biliniyor. Mısır’da, Hindistan’da anlatılan masallara, efsanelere göre bir kraliçenin düğününde havuzlara güller atılır. Sabah bir bakarlar ki gülün üzerinde yağ birikmiş. Gül yağının böyle ortaya çıktığı rivayet edilir. İbn-i Sina’nın kitaplarında gülün faydalarında bahseder. Zaten gülün antienflamatuvar ve yatıştırıcı etkisinin olduğu biliniyor. Osmanlı zamanında mental hasta olanların kafalarını kazıyıp gül yağı ile ovarlarmış. Sakinleşsin diye. Hafızayı güçlendirdiği için hafızlar gül koklarmış, iyi ezberleyebilmek için. Macununu yapmışlar mideyi yatıştırsın diye. Gülsuyunu yapmışlar cilde iyi gelsin, kokusu rahatlatsın GÜL SEVGİNİN RENGİ* Peki, spiritüel anlamda?- Kalp çakrası ile ilişkilendiriliyor. Zaten sevginin sembolü de gül. Gülün enerjisi çok yüksek. O yüzden bu enerjinin sevginin enerjisi olduğuna inanılıyor.* Kullandığınız gül hep pembe midir? Başka renkleri de var mıdır?- Pembe tonudur. Başka rengi yoktur.* Renklerin anlamlarına inanır mısınız? Mesela aşkın sembolü kırmızı güldür...- İnanırım. Pembe sevginin ve masumiyetin rengidir. Pembe gül de yüzden sevgiyi çağrıştırır.
Cm Fm Cm Sen sevmeye yeltenmemissin çocuk. Cm Fm7 Fm G Fm Belki de kendine güvenmemissin. Fm G Fm Cm7 Gönlün kurak yaslarla büyümemissin çocuk, G G Nefes almak yeter sanma G G Cm Yasamayi ögrenmemissin. Fm G Fm Cm7 Gönlün kurak yaslarla büyümemissin çocuk, G G Nefes almak yeter sanma G G Cm Yasamayi ögrenmemissin. Cm A G G G Denedim denedim diyorsun anlamiyorsun. Cm A Fm7 Fm Her sevginin sonu aci çekmek mi saniyorsun? Fm Sevenler gerçekten gider mi, Cm Gitmekle sevgi biter mi, G G Gönül gül gibidir G G Cm Dikenler gönül deler mi? Cm G Cm G Cm Gül kokusu kalir sana dokunanin elinde, elinde Cm Fm G Fm Sanma ki kalp yasar yalanlarin himayesinde Cm Zulümler diken olur hercai hevesinde G G Unutma dikenin güzelligi G G Cm Yalniz gül sayesinde.
Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Referanduma az kala siyasilerin ve sosyal medyayı kullananların dili akıl almaz bir şekilde keskinleşti. Herkes dilediğini, küfür, tehdit -üstü açık kapalı- ağız dolusu savurup duruyor. Kimse düşünmüyor, düşüncesizce savrulan sözlerin karşısındakinde yaratacağı tahribatı. Kimsenin kimseyi bu denli kırmaya, ayırmaya hakkı yok. Özelikle sorumsuzca suçlamaya. İş o kadar büyüdü ki aile içinde bile başladı sırf bu yüzden kavgalar gürültüler. Herkes kullanacağı sözcükleri iki hatta üç defa düşündükten sonra kullanmalı diye düşünüyorum. O zaman haklıyken haksız duruma düşmemiş ve kimseyi incitmemiş oluruz. Unutmamak lazım ki inciten incinir! Bu bir etki tepki meselesidir en doğal şekli ile. Ve bendeniz daha çok uzatmadan. Etki tepki meselesini çok güzel anlatan bir öykü paylaşmak istiyorum. Belki bizlere bir tık olsun yararı olur. & & & & & Tatlı Dil Uzun yıllar önce Çin’de li-li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu, Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrede tepkiyle karşılanır. Bir kaç ay sonra bitmez tükenmez gelin – kaynana kavgalarından ev, o ve eşi için cehennem haline gelmiştir. Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ekstra hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler. Sevinç içinde eve dönen li-li, yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekler yapıyor. Kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgârları esiyordu. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti. Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkânının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir yapması için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran li-li´ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı – Sevgili li-li dedi, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı; böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz.” dedi. – Eski bir Çin atasözü söyle der “gül verenin elinde gül kokusu kalır.” Tatlı dil ve güler yüzün açamayacağı kapı yoktur. Ve sevgili okuyucularım sağlık ve sevgiyle hep birlikte kalalım ayrımsız gayrımsız hayırlısı ile her zaman… Yase & & & & & Bana Gözyaşı Borcun Var! Adam genç kadına seslendi “Bana gözyaşı borcun var!” Genç kadın sordu “Nasıl öderim?” Adam gözlerini kırptı; “Haydi gülümse!” Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu… Biri ilkbahar, diğeri güz. Adam, seslendi yine; “Bana mutluluk borcun var!” Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu “-Nasıl ödeyebilirim?” Heyecanlandı adam; “Haydi yat dizlerime!” Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı… Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı; “Bana yürek borcun var!” Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. “Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?” Adam kollarını uzattı – Haydi tut ellerimi! Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi; “Bana can borcun var!” Kadın irkildi; “Can mı?” Sigarasından derin bir nefes çekti adam; “Evet… Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!” Hoşuna gitti sözler kadının; “Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?” Adam, biraz daha yaklaştı; “Yum gözlerini!” Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına. “Bu ne şimdi yaptığın?” diyerek çattı kaslarını kadın… Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; “Hayat öpücüğüydü!” Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle… Adam, şaşırdı; “Ya senin bu yaptığın neydi?” Genç kadın kapıya yöneldi; “Veda öpücüğü!” Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına. “Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar…” Genç kadın sümbülleri aldı “Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!” Adam sevindi “Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!” Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, “Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!” Haykırışı yağmura karıştı. Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa… & & & & & & Kendini Gerçekleştiren Kehanet Nick adında bir demiryolu isçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, sağlıklı bir işçi manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser biri, her şeyin kötüsünü bekler ve başına kötü şeyler geleceğinden korkar. Bir yaz günü, tren isçileri, ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden serbest bırakılırlar. Tamir için gelmiş olan ve manevra alanında bulunan bir soğutucu vagonun içine giren Nick, yanlışlıkla içerden kapıyı kapatır, kendini soğutucu vagona kilitler. Diğer işçiler Nick’in kendilerinden önce çıktığını düşünürler. Nick kapıyı tekmeler, bağırır ama kimse duymaz, duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda olduğu için pek kulak vermezler. Nick burada donarak öleceğinden korkmaya başlar. Eğer buradan çıkmazsam, burada kaskatı donacağım, diye düşünmeye başlar. İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer. Titremeye başar. Eline geçirdiği bir kağıda karısına ve ailesine son düşündüklerini yazar Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyuyabilsem! Bunlar benim son sözlerim olabilir? Ertesi günü soğutucu vagonun kapısını açan işiler, Nick’in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü göstermektedir. Fakat bu olayı olağanüstü yapan, soğutucu vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıydı. Vagonun içindeki ısı 18 C idi ve vagonda bol hava vardı. Nick’in korkusu, kendini gerçekleştiren bir kehanet oluşturmuştu. Günün Şiiri Mülkiye Marşı Ey Vatan Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz, Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Gül ki sen, neş’enle gülsün ay, toprak, deniz. Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Bir güneştin bir zamanlar, ay kadar kaldındı dün, Dün bir ay’dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün; Benzin uçmuş bak, ne rüya’dır, bu akşam gördüğün? Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Beklesin Türk Oğlu’nun azminden kuvvet bulmayan, Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan Süslenir, oynar yarın, dün ağlayıp matem tutan Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Cemal EDHEM YEŞİL / Beste Musa SÜREYYA Günün Fıkrası Yaşı geçkin evli çift çocuk sahibi olamayınca evlat edinmeye karar vermişler. Nasıl olduysa, Çinli bir bebeğe denk gelmişler. Hal böyle olunca da gidip Çince kursuna kayıt yaptırmışlar. Çince kursunun hocası, çifte sormuş “Efendim Çince zaten çok zor bir dildir. Bu yaştan sonra Çinceyle işiniz nedir?” Çift de durumu açıklamış “Beyefendi biz bir bebek evlat edindik. O da Çinli denk geldi. Daha çok küçük, konuşamıyor ama büyüyüp konuşmaya başlayınca dilini nasıl anlayacağız?” Günün Sözü Kırıldıysan Kırdığın İçindir. MEVLANA Kiminle Gezdiğiniz, Kiminle Arkadaşlık Ettiğinize Dikkat Edin. Çünkü Bülbül Güle, Karga Çöplüğü Götürür. MEVLANA
* 20,94 TL den başlayan taksitlerle!! Kozluören Sarmaşık Gül Yediveren kokulu sarmaşık bir gül arası 2 metre olacak şekilde dikimi her bölgede rahatlıkla yetiştiriciliğini yapabilirsiniz. Gönderilecek gül fidanı yediverendir. Gül Fidanı DurumuAçık kök olup 11. ayın son haftası ile nisan ayı 3. haftası arasında dikimini yapabilirsiniz. Fidan GönderimiÖzel tasarım fidan kolisinde. Gönderilecek Gül Fidanı Yaşı1 veya 2 dir. Dikim BölgeleriHer rakıma kolaylıkla dikimini yapabilirsiniz. Gül Fidanı Dikim MesafesiMetrekareye ortalama 5-8 adet arasında klasik gül fidanı dikimi gül fidanlarını ise fidanlar arası 2-3 metre olacak şekilde güllerini metrekareye 3 adet olacak şekilde dikebilir, çalı güllerini metrekareye 4-5 adet olacak şekilde dikebilir, sarmaşık gül fidanlarında ise fidanlar arası i 2-4 metre olacak şekilde Fidanı dikerken organik fidan dikim gübresi ve fidan destek çubuğu kullanmanızı tavsiye ederiz. Genel Gübreleme Bilgisi Kışın azot ağırlıklı, çiçek döneminde fosfor,potasyum ağırlıklı gübreleme. Sitemiz üzerinden gül gübresi satın alabilirsiniz. Gül fidanı dikimi gübrelemesi, budaması, sulaması gibi teknik konular hakkındaki bilgiler beraberinde gönderilmektedir. Tavsiye Et
gul kokusu kalir sana dokunanin elinde indir